Salı, Ocak 18

ONSEKİZİNCİ BÖLÜM

Sabah işe giderken en nefret ettiği şey tadıdık birisine rastlamaktı.Mutlaka işe geç kalmak üzere olur ve o telaş içinde neşeli ve çok konuşmak için çırpınan bir arkadaşına rastlardı.Yani şu an olduğu gibi;

-Canım nasılsın.Mayalı çöreğim benim.Nerelerdesin kız.
-Şey buralardayım.Sen nasılsın?
-Var ya ,yemin ederim dün gece seni rüyamda gördüm.Böle boynuna bir yılan dolanmış sende..-Pardon sakın yanlış anlama otobüsüm gelmek üzere..
-Yok yok ne yanlış anlayacağım..sonra sen yılanı boynundan tutuyorsun..aa nereye koşuyorsun ?
Hiç üşenmeden yılanın ne yaptığını sonuna kadar anlatacak.Ben iş yerindeki patron denilen yılandan kurtulmaya çalışıyorum o bana başka yılanları anlatmaya çalışıyor.
Otobüs gelmişti önündeki insanların yüzlerinde bezgin bir ifadeyle otobüse binmelerini izlerken gözü elektrik direğine ilişti.Sonra bulunduğu noktanın gece rüyasında gördüğü yer olduğunu hatırladı.Gerçek gibiydi hele o elinde kırmızı kalem olan adam...birden donakalmıştı direğin üzerinde kırmızı renkte PİLAS yazıyordu.Zaman durmuştu sanki.Ne hissetmesi gerektiğini bilemiyordu.
-Bayan binmeyecek misiniz?
Otobüs şöförü sesindeki ifadeyi iyice sertleştirmişti ama Maya'nın umrunda değildi.Sonunda otobüsün kapıları kapandı.Uzaklaşan otobüste meraklı yolcuların bakışları son koltuğa kadar devam etti.

ONYEDİNCİ BÖLÜM

Ne işim var benim burada?

Maya ,gece lambasının altında elinde eski bir not kendisine bu soruyu soruyordu.Bu gece bir şeyler olacaktı biliyordu.Hiç düşünmeden sokağa çıkmıştı.Saat gecenin üçüydü . Aklına Fikret Kızılok’un şarkısı geliyordu sürekli.
-Gecenin ta üçünde..
Hiçbir şey düşünmüyordu.Gecenin ışığına yönel yazıyordu kağıtta.Ne demek şimdi bu.Gecenin ışığı?
Bu gece ay da yoktu.Deli gibi uykum var ama meraktan da duramıyorum.Eğer şimdi uyursam sabaha kadar deliksiz bir uyku çekerim.Benim istediğim bu değil.Hatırlamak istiyorum bir şeyleri.Ama neyi hatırlamak?Uzaktan bir arabanın yaklaştığını hissetti.Farları şimdiden gözlerini almaya başlamıştı.Araba yaklaştı ve tam Maya’nın önünde durdu.Motoru hala çalışıyordu.Farların ışığından çok rahatsız olmuştu.Otomobilin kapısı açıldığında hiçbir şey görmüyordu ama yine de dışarıya çıkanın bir erkek olduğunu fark etmekte gecikmedi.
-Bana zarar verme.
Oysa adam yerinden bile kıpırdamıyordu.Elinde sivri uçlu bir şey vardı adamın.Biraz daha yaklaşınca bunun kırmızı renkli bir kalem olduğunu gördü.Adam kalemi uzattığında ürkerek geriye bir adım attı.İyice korkmuştu.Birden arkasını dönerek koşmaya başladı.Deli gibi koşuyordu.Arkasına dönüp bakmaktan bile korkuyordu…Aniden telefonu çaldı Mayanın.
Gözlerini açtığında elbiseleri üzerinde içinin geçtiğini anladı.Ne garip bir rüyaydı.Saate baktı.Sadece beş dakika geçmişti.Cevapsız aramalarda Ayten’in numarasını gördü.Yarın ararım diye içinden geçirdi.

ONALTINCI BÖLÜM

Önce gözlerini kapat…Evet burası klasik .Zaten açık tut deseydi şaşardım.Başka ne yazıyor bakalım? Mmm ..zihnini boşalt.Oldu canım.Hemen boşaltayım zihnimi.Bin tane şey var kafamda nasıl boşalacak mış zihin? O da olmaz.Maya elindeki buruşuk kağıdı masanın üzerine bırakarak pencereye doğru yürüdü.Biraz başı dönmüştü.Pencereyi açtı ve soğuk havayı içine çekti.Ne salak kızdı bu Ayten.Üstüne vazife olmayan ne varsa yapmadan duramazdı.Hemen görmüştü kitabın arasındaki eski notu.Keşke kitabı yanımda götürmeseydim.Neden bilmiyor gibi davrandım ki.Belki de bu oyunun bozulmasını istemedim.Daha kitabı kütüphaneden aldığı gün fark etmişti arasındaki kağıdı.Sanki büyülü bir kağıt bulmuş gibi heyecanlanmıştı.Bu oyun ,bu heyecan bozulsun istemiyordu.Yaşadığı dünya da her şey o kadar gerçek ve lezzetsizdi ki değişik bir şeyler olsun istiyordu hayatında.Belki de başka bir okuyucu şaka olsun diye bu kağıdı kitabın arasına koymuştu.Başka ne olabilirdi ki,bir kere farklı bir kağıdın üzerine yazılmıştı.Kötü bir el yazısıydı bu.Silikti ve bazı kelimeler zor okunuyordu.Kitabı her gün düzenli olarak okuyordu ama o notta yazan şeyleri bir türlü cesaret edip okuyamamıştı.Bir talimatlar listesi olduğunu anlamıştı bu kesindi.Kütüphane memurundan Astral Seyahat ile ilgili kitapları istediğinde bu kitabın yanlışlıkla araya karıştığını düşünmüştü.Kitabın kahramanının isminin Maya olduğunu okuduğunda ise küçük bir şok yaşamıştı.Hele arasından çıkan “Astral Seyahat İçin Yapılması Gerekenler” notu kitabın arasından düştüğünde bunu kütüphane memurunun bir şakası diye düşünmüştü.Ama şimdi kitabı okudukça heyecanı artıyor ve bu zihin boşaltma işini bu gece başaracağım diye düşünüyordu.Bu gece yapacaklarını düşündükçe keyiflenmiş ve şarabın dozunu kaçırmıştı.Aç karnına kokteyle gitmek oldukça kötü bir fikirmiş.Pencereyi örttü ve kendisini sırt üstü yatağa bıraktı.Yüzünde aptalca bir gülüş vardı ve yok edemiyordu.Kendimi çok mutlu hissediyorum dediğinde kahkahalarla gülmeye başladı.Dilinin dolaştığını yeni fark etmişti.Gözlerini kapattı ve bu gece güzel olacak diye düşündü.Yine heyecanlanmıştı.

ONBEŞİNCİ BÖLÜM

Koş şimdi bende geleceğim hadi!-Eğer gelmezsen seni hiç affetmem biliyorsun değil mi?-Söz gelip seni bulacağım.Şimdi gitmen lazım.-Pilas!...İkisinin arasından geçip duvara saplanan mızrak bu konuşmayı bölmüştü.Maya var gücüyle tünelden çıkarak koşmaya başladı...

-Nedir o çantana koyduğun şey?
- Ayten ne kadar meraklısın sana ne?
-Ver bakayım..A a kitap mış.Kokteyle geldin kitap mı okuyorsun ayak üstü.İki dakika lavaboya gittim kitap okuyor kız ya!
-Ayten lütfen! Bir daha da elini çantamın içine sokma.İnanılmaz sinirleniyorum.
-Ne var ki?
-Çok saygısızsın.Neden izinsiz eşyalarımı karıştırıp mesajlarıma bakıyorsun.
-Mesajlarına ?
-Evet.Salak değilim evde ben üstümü giyinirken mesajlarıma bakmışsın.
-Sen çok gergin oldun biliyor musun? Ne olmuş yani ,bizim her şeyimiz ortada.Neyi saklıyorsun sen benden?Gel sende bak benim mesajlarıma.
-Hayır istemiyorum.
-Bitirince bana da ver bari.Çok akıcı bir kitap belli.
-Tamam.
-Adı ne bakayım..Niye adı yazmıyor bu kitabın.Kabı da eski.Ben böyle eski kitapları pek sevmiyorum.Hafif bir rutubet kokusu oluyor.Elim kıyır kıyır oluyor sayfaları çevirirken.
-Ayten sus artık.
-A a. burada da Maya diye bir kız var biliyor musun.Ne acayip.
-Biliyorum.
-Konusu ne bunun?
-Ayten kitabı alabilir miyim?
-Bir dakika ..Kitabın arasında bir şey var.
-Nerde?

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Rahip okuduğu duayı bitirdiğinde her zaman yaptığı gibi gözlerini kapattı.iki eliyle bıçağı kurbanın kalbine saplamak üzere havaya kaldırdı ve hep yaptığı gibi yükses sesle sordu.

-Adın nedir kadın?Benim adım MAYA.Maya gözlerini kapattı ve beklemeye başladı.İçinde inanılmaz bir huzur vardı.İşte olmak üzereydi.Önce tatlı bir rüzgar esti içini ferahlattı sonra ağaçlıkların üzerinden havalanan kuş sürüsünü duydu. Hiç canı acımamıştı.-Hadi kalk çabuk oradan Zamanımız yok çabuk ol.Gözlerini açtığında karşısında Pilas'ı gördü.Sonra da yerde cansız yatan rahibi.Karnında kocaman bir kılıç ve hala gözlerinde hayret ve şok ifadesi vardı.Diğer muhafızlarda kanlar içinde yerde yatıyordu.-Pilas ?-Koşmaya devam et.Seni bırakacağımı mı düşünmüştün.-Tanrılara karşı geliyorsun.Sonumuz çok kötü olacak.-Hayır.Onlar Tanrılara karşı geliyor biz değil.Tünelden çıktığımızda sen tepeye doğru koş.Ben muhafızları oyalarım.-Oraya mı gideceğiz.-Evet.-Çabuk ol tünel bitti .Koş şimdi bende geleceğim hadi!-Eğer gelmezsen seni hiç affetmem biliyorsun değil mi?-Söz gelip seni bulacağım.Şimdi gitmen lazım.-Pilas!...İkisinin arasından geçip duvara saplanan mızrak bu konuşmayı bölmüştü.Maya var gücüyle tünelden çıkarak koşmaya başladı.

ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Bana yardımcı ol diyordu Ayten kokteyl salonunun kapısından içeriye girerken.Bir sorunu vardı Ayten'in.Daha doğrusu problemle beslenen kadınlardandı.Hep çok önemli sorunları olmuştu.Çoğu zaman hayatını kolaylaştıran bu kadının konu kendisi olduğunda küçük bir çocuktan farksız olmasına hep hayret etmişti.Takside birden Ayten'e dönüp ;

-Aslında beni dışarıya çıkartmak değil amacın kokteylde bir şey yapacaksın ve sen benim yanında olmamı istiyorsun dediğinde Ayten'in yüzündeki şaşkınlık inanılmazdı.Bu ifadeye bayılıyordu.Kendisini Maya'dan daha akıllı sanan bir kadının düş kırıklığı ifadesi.Ardında amatör bir toparlanma çabası;
-Ne alakası var canım.Ne ilgisi var.Evden dışarıya çıkmamak seni iyice kuşkucu yapmış.Ben seni rahatlatmaya çalıştıkça ..ama bu senin yaptığın yanlış.
-Beni rahatlatmak?
-Evet.
-Bana yardımcı olmak için?
-Hı hı.
-Esat nasıl?
-Ne ? neden sordun şimdi?
-Bilmem öylesine aklıma geldi.Nasıl gidiyor ilişkiniz?Bu gece oda orada olacak mı?Yani cevaplamakta serbestsin.Öylesine sordum.
-?????
-Kokteylde olacak.İyi .Salakça bir tahmin işte.Ama tuttu yine.Anlatmak istediğin bir şey var mı bu yardımcı olduğun arkadaşına?
-Çok acımasızsın.
-Yok ben sadece bunalımda ve depresyondayım.Sen bana bakma.
-Eşek herif bir haftadır ortalıkta yok.Telefonlarımı açmıyor.Mesaj atıyorum yanıt yok.
-Sen de kokteylde olduğunu öğrendin ağzına sıçmaya gidiyorsun.Diğer yandan kendini kötü hissettiğin için seni yalnız bırakmamamı istiyorsun.
-Ama sen nereden???
-İlk geldiğinde anlamıştım.
-Bana yardımcı olacak mısın peki?
-Sence burada ne işim var benim.Pardon ne yapmayı düşünüyorsun bu arada ?

Salı, Ocak 11

ONİKİNCİ BÖLÜM

Seni sorgulamamayı zaman içinde öğrendim.Evet bazen ben de çıldırıyorum.Dilimin ucuna kadar gelen bir çok şeyi...Ama canişkom gerçekten çok uçmaya başladın.Seni tanımasam uyuşturucu mu kullanıyor bu kız diyeceğim.Bak ben senin annen değilim.Sana öğüt falan vermiyorum"

Ayten gerçek bir gevezeydi ama bu gün kendini bile aşmaya başlamıştı.Hiç susmuyor bu kadın diye bakışlarını kaçırdı Maya.
"Yüzüme bak yüzüme.Kime söylüyorum ben.Kızım topla biraz kendini .Tamam ben de istikrar abidesi sayılmam ama..A bak hala başka tarafa bakıyor.Vallahi öldürtecek kendisini.Al şunu giy üstüne.Bu ne be! Ne biçim etek bu? Hem turuncu hem mini.Ne zevksizsin ya! Hadi diyorum bu gün kesinlikle dışarı çıkıyoruz seninle"
Maya ayağa kalktı odanın ortasına kadar yürüdü ve sehpanın üzerindeki kumandayı aldıktan sonra tekrar aynı yavaşlıkla kanepeye oturdu.Televizyonu açtı ve seri şekilde kanalları değiştirmeye başladı.Hiç bir şey yapmak istemiyorum diye iç sesiyle konuştu.İç sesine bayılıyordu.Bazen iki tane iç sesi bile yapardı kendisine.İyi iç sesi,kötü iç sesi..Hadi Maya kalkman lazım.Ne gerek var Maya nereye yetişeceksin ki? Gülümsedi çok sevdiği bir oyundu bu.Arasıra iyi polis kötü polis de oynardı.Ayten yatak odasında konuşmaya devam ediyordu.Maya'nın giysi dolabının altını üstüne getirmişti.Yatak ve halının üzeri elbiselerle dolmuştu.
"Bu değil.Bu hiç olmaz.Tanrım bu zevksizle ne yapacağım ben"
Her hareketi beni boğuyor ama yine de bu kızın evde olmasına bayılıyorum.Bir başkası bu lafları bana söylese ...Ayten söyleyince nedense gülesim geliyor.Hele dayanamayıp güldüğümde onun yüzündeki o kızgınlık beni daha çok güldürüyor.
" Hey sorumsuz köpek ne haltlar karıştırıyorsun orada ?Bak birazdan yanına geleceğim ve ..Bu ne ya! Nasıl iğrenç bir çantadır bu"

ONBİRİNCİ BÖLÜM

Boş bir kapının önünde bir gölge..
adını çağırır ama cevap yok.
Hala senin yüzünü görüyorum ama iz yok.Fotoğraflar...Rüya görüyor gibi oluyorum
.Bütün siyah ve beyazlar burada. Bir boşluk, kayıp
ve boş hissediyorum.
Onlar bütün yaraların zaman içinde iyileşeceğini söyler.
Ama ben her nasılsa doğmamış solucan gibi hissediyorum.
Sadece yarınına asılmak için hergün yokuş yukarı tırmanmak..

Birden uyandı Maya.Ayten mutfakta yemek hazırlarken koltukta içi geçmiş olmalıydı.Ter içinde kalmıştı.Uzaktan bir müzik sesi geldiğini duydu.Rüyasında duyduğu ses bu olmalıydı.İngilizce bir parça çalıyordu.Ürperdiğini hissetti.İngilizce biliyordu ve bu sözleri yüreğinde hissetmişti.Hemen bilgisayarı açtı ve duyduğu sözlerden bir kısmını arama çubuğuna yazdı.
"Accept "diye bir metal grubunun parçasıydı.
-"Kill The Paint" işte buldum parçanın ismi bu.Hemen Youtube'u açtı ve parçayı dinlemeye başladı.İçeriden Ayten seslendi.
-Uyandın mı tembel teneke? Umurunda bile değildi .Tekrar kanepeye uzanadı ve gözlerini kapattı.Kalp atışları hızlanırken gözlerinden bir damla yaş süzülmüştü.Dudaklarına ulaşan tuzlu ıslaklığı hissettiğinde hissettiklerinin gerçek olduğunu bir kez daha anladı.

ONUNCU BÖLÜM

AYTEN: Neden günlerdir evden çıkmıyorsun?

MAYA: Saçmalama da bana da kahve yap.
AYTEN: Kalk kendin yap.Hem biraz depresyondan falan da çıkmış olursun.Benim arkadaşım çılgındır ,uçuktur ama hiç bir zaman kendini bırakmaz.Günlerdir eve tıkıldın kaldın.Güzelim bayram tatilini mahvettin.Hani bir sürü plan yapmıştık?Kapattın telefonu hiç bir şekilde ulaşamıyorum sana.Senin yüzünden Avrupa Yakasın'ndan kalktım buralara kadar geldim.Dışarıdaki yağan karı görüyor musun? Bizim bir taraflarımız dondu hanımefendi!
MAYA: Dur be !Bağırıp durma.Başım ağrıyor.Tamam hafızam zayıf ama o kadar da değil.Daha iki gün önce İstiklal Caddesi'nde coplanan sanki ikimiz değildik.
AYTEN: Yok sen iyice kafayı yedin.Geri zekalı kaltak yüz kere aradım senin telefonunu hep kapalıydı.Biz gittik arkadaşlarla sen değil canım.Utanmasa en önde sopayı da ben yedim diyecek.
MAYA: E ben yedim tabi.
AYTEN: Yok yüzsüzsün sen.
MAYA: Kızım çıldırtma beni.Bak elim hala sargıda.Alay etme benimle.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Kalkmak istemiyorum ve neden vazgeçmiyor bu kapının zilini çalan münasebetsiz.Bu gün pazar lütfen yalnız bırakın beni.Yatağın içinden çıkmadan ,belki kendime acıyarak zihnimi boşaltmak istiyorum.Benim evde olduğumu kesin biliyor yoksa bu kadar israrla çalmazdı.Niye bu kadar hayatımın içine girmeye çalışıyorlar? Sanki borcum var insanlara.Defolun gidin hepiniz tanıdıklarım ,tanımadıklarım ve tanışacaklarım.

Kapının gözetleme deliğinden baktığında Ayten'i gördü .Garip şımarık hareketler yapıyordu.Geri zekalı benim delikten baktığımı anladı diye mırıldanarak gülümsedi.
-Aç kapıyı.Bak orada olduğunu biliyorum.Açmazsan biraz sonra yapacaklarım için sorumluluk kabul etmiyorum.
Maya ,Ayten'i içeriye aldığında hala gülüyordu Ayten.
- Manyak ,çatlak kadın.Kapının önünde soyunuyorsun.
- Sana sorumluluk kabul etmem demiştim.Bana kahve yap üşüdüm .
- Ne ? Ben hastayım kimseye bir şey yapamam.
- Lan ne tembel karısın.Olur ben yaparım. Nerede peki kahven?

-SEKİZİNCİ BÖLÜM

Ne çok azarlamıştı adam onu.Patron olmak garip bir duygu olmalıydı.Kesinlikle bu adam benim sahibim olduğunu düşünüyor.Her tarafım çürük ve ezik .Sadece öğleden sonra izin istiyorum dedim.Gitmeseymişim,ülkeyi ben mi kurtaracakmışım..nalet adam bir kere de bir şeye düzgün tepki ver.Bir kere de hissetmesen de olumlu davran.Nefret ediyorum senden.Yüzünden ,ensenden,boncuk gözlerinden ve özellikle ilk bakışta insanın dikkatini çeken delikleri belirgin olan o burnundan.Aslında ben senden bir bütün olarak da nefret ediyorum.Yemek yemem lazım.Çok güçsüz düştüm.Yemek yemeliyim.Keşke yemek yemeden yaşamayı sağlayan bir sistem olsa.Ama sadece zenginler değil fakirler de bundan faydalansa.Ben fakir miyim peki? Evet ben buz gibi fakirim ..Ben kesinlikle fakirim hiç şüphem yok.Peki çok param olsaydı ne alırdım önce? Bu oyunu sevdim diye düşündü Maya.Gülümseyince yine canı yanmıştı.Aklına hemen gidip almayı isteyebileceği hiçbir şey gelmemişti.Biraz daha zorladı kendisini yatağa uzanırken.Belki de güzel bir sevişme her şeyi çözerdi diye düşündü.Seviştikçe adama para versem .Hem de deste deste.
-Seviş lan,parasıyla değil mi? -Seviş diyorum köpek.
Yorganın altında deli gibi gülmeye başladı.
Bir an gözünde canlanmıştı.Problem yaratmayan ,konuşmayan ve egosu olmayan bir erkek.Uykusu gelince yatağa davet ederdi.Sıkılınca şimdi git diye kapıyı gösterirdi.Yüzünü inceleme zorunluluğu olmadan arkasından kapıyı kitleyip sevdiği filmi açardı.Kendini iyi hissetti birden.Bir şey olmuştu.İsimlendiremediği anlatamadığı bir şey olmuştu.Kendisini mutlu hissetmeye başlamıştı.Bu etrafında olan bir şey değildi.Her şeyimle dökülüyorum ne kendimi iyi hissetmeme neden oldu diye yüksek sesle konuştu.Üstelik gitgide artıyordu da.Kabın dolması gibi pilin şarj olması gibi artan mutluluğuna engel olamıyordu.Üzerinde pijaması çıplak ayaklarıyla evin dış kapısını açtığında apartmanda akşam servisini yapan kapıcıyla göz göze geldi.Kapıcının selamına yanıt vermeden yalın ayak merdivenlerden aşağıya iniyordu şimdi.Kapıcı Maya’nın gözlerindeki ifadeden ürkmüş çıplak ayak koşan bu kızın arkasından geliyordu.Giriş katına geldiklerinde Maya kapıcı dairesinin önünde durdu ve sabit gözlerle-kapıyı aç dedi.Adam şaşırmıştı.Onun delirdiğini düşünüyordu.
-Burası benim evim dedi.
-Sana kapıyı aç diyorum.
Adam ürkmüştü.Kapıyı açtığında evin içine dolan gaz ikisinin de başını döndürdü.Kapıcının karısı halını üzerinde baygın yatıyordu.Çığlık atarak içeriye koşan adama baktı ve arkasını dönerek yürümeye başladı.Yavaşça tekrar merdivenleri çıkması ve kendi evine girmesi fazla vakit almamıştı.Ayaklarım üşüdü diye mırıldandı.Buzdolabını açtı ve bir süre baktı.
-Sanırım kocaman bir sandviç yapacağım kendime.

YEDİNCİ BÖLÜM

-Kendine geldi mi?
-Hayır hala uyuyor.
-Nesi var mış neden getirmişler.
-Birden fenalaşmış ve yere düşmüş.Neyse sen onu boş ver İstanbul'a tayin istemişsin hayırdır.
-Bıktım artık bu Şehirden üzerime üzerime geliyor.
-Vay! hani sen bu şehri çok severdin ?
-Benim için Gölcük günleri bitti.Gitmek istiyorum artık buralardan.
-Şşş uyandıracaksın alçak sesle konuş.
-Bir baksana şuna ,ellemesen iki gün daha uyur bu.
-Olsun yine de sessiz konuş.
Maya başında fısıltıyla konuşan hemşirelerin tüm söylediklerini duymasına rağmen bir türlü gözlerini açamıyordu.Gerçekten ellemeseler günlerce uyuyabilirdi.Ne garip rahatsız olmuyordu bu konuşmalardan.Aklına küçükken sobanın başında uyukladığı günler gelmişti.Anne ve babası o uyanmasın diye fısıltıyla konuşurlardı.Onları duymasına rağmen yine de uyuduğunu hissederdi.Ne muhteşem bir huzurdu yaşadığı.Hiç bir şey umurunda değildi.Kendisini sobanın yanında uyuyan bir kedi gibi hissederdi.Gözlerini açmaya çalıştı ama beceremedi.Sadece su istiyordu.Sonra yine uyumak.Benden önce her şey yaşanmış diye aklından geçirdi.Hiç bir şey yeni değil.Kimbilir kaç insan bu düşündüklerimi hayal etmiştir.Farklı olan ne var ki hayatımda.Neden içimde inanılmaz bir ağlama isteği var benim.Hiç bir şey yapmak istemiyorum.Hiç bir şey olsun da istemiyorum.Daha düne kadar deli gibi gülmek ,koşmak isterken bu gün yaşadığım hüzün neden peki? Hatırlayamıyorum.Bir türlü hatırlayamıyorum.Ben neden öylesine mutluydum.Beni bu kadar mutlu eden şey neydi.Bir şey farklıydı.Bir şey olmuştu ve ben kabıma sığamıyordum.Açlığımı bile unutmuştum.Zorla kendini Maya .Ne olmuştu hatırlamaya çalış..Birden gözlerini açtı ve sordu.
-Bu gün günlerden ne?
-A a uyandı.
-Bu gün günlerden ne dedim?
-17 Ağustos 1999 ne oldu ki?
-Saat kaç?
-Daha uyandığı gibi sorguya başladı.Deli mi ne?
Herkes dışarıya çıksın diiye bağırmaya başladı Maya.

-ALTINCI BÖLÜM

Rahip sunağın önüne geldiğinde tapınağın en altında toplanmış bulunan kalabalıktan tekrar bir uğultu yükseldi.Kulakları tırmalayan bir kadın çığlığı tüm ormanı kaplamıştı.Yakındaki bir kuş sürüsü topluca ağaçların üzerinden havalandılar.Tapınağın en üst katındaki sunaktan akmaya başlayan kan tüm oluğu geçtikten sonra en alt kattaki halkın etrafında toplandığı kuyunun içine kadar gelmeyi başarmıştı.Gün ağardığından beri yüze yakın kadın kurban edilmişti.Rahip ekindeki büyük bıçağı sunağın üzerinde titreyerek uzanmış bulunan genç kadının üzerine bıraktı ve diğer elindeki taş ve kararmış deri parçalarını yuvarlak sembollerle dolu taş zemine fırlattı.Yine transa geçmişti garip inilti şeklinde sesler çıkartıyordu.Yarı çıplak rengarenk tüylerle kaplı başlığıyla ve korkutucu bakışlarıyla gölgelerin arasından hükümdar göründüğünde rahibin yanındaki muhafızların gözlerindeki korku hemen farkedilebiliyordu.Sessizliği yine onun sesi böldü.

-Hata yapmadığına eminsin değil mi?

Rahip bu soruya yanıt bile vermedi .Sadece dönüp baktı.Sonra yine aynı garip ayine devam etti.
-Biz dünyanın en güçlü medeniyetiyiz.Her alanda ileri olmamızın yanında...
-Susun diyen rahibin sesi taş odayı tekrar çınlattı.Muhafızlar korkuyan titremişlerdi yine.
-Size bunu kaç defa anlattım diye devam etti rahip.Yok olacağız .Hem de tamamamen.Medeniyetimizdengeriye kimse kalmayacak.Bunun yapan senin sırrını çalan bir kadın olacak Caprakan.
Hükümdar Caprakan hafta başından beri yüzlerce kadını tanrılara kurban ettiklerini düşündü.Saçmalık diye mırıldandı.Benim sırrım mutluluk.Bunu da sadece ben biliyorum.Onu da öyle bir gizledim ki..Ama ya rahibin dediği gibi kadının biri bu sırrı öğrenmişse..ya gerçekten gücümün kaynağı olan ,medeniyetimizi ,toplulumuzu ayakta tutan bu sır bir başkasının eline geçmişse. Rahip tekrar sunağın başına geldiğinde taşın üzerinde titreyerek yatan kadınla öz göze geldi.Kadının üzerine bırakmış olduğu bıçağı aldı ve sessizce dua okumaya başladı.Kadın bağlı değildi.Kendi isteğiyle kabul etmişti bunu.Ölüm değildi onu bekleyen tam tersi gerçek hayata şimdi gideceği söylenmişti ona .Peki neden kendisini bu denli kötü hissediyordu.Neden bir şeyler yanlışmış gibi geliyordu ona.Rahip okuduğu duayı bitirdiğinde her zaman yaptığı gibi gözlerini kapattı.İki eliyle bıçağı kurbanın kalbine saplamak üzere havaya kaldırdı ve hep yaptığı gibi yükses sesle sordu.
-Adın nedir kadın?
Benim adım MAYA

-BEŞİNCİ BÖLÜM

İstikla Caddesi'nin en işlek günlerinden birisiydi.Keşke bu gün yapmasaydık diye içinden geçirdi Maya.Ama her şey çok kötü gidiyordu ve birilerinin bunlara bir tepki vermesi de şarttı.Çocukluğundan beri gördüğü yanlışları söylemek gibi bir huyu vardı.Tutamıyordu kendisini..Topluca yürüyorlardı ve ellerinde pankartlar onlar yürüdükçe insanların şaşkın bakışları onu daha çok şaşırtıyordu.Ben onlara daha çok şaşırıyorum dedi yanındaki arkadaşına.O zaman arkadaşlarının yüzlerindeki gerginliği ilk defa farketti.Bir haftadır buna hazırlık yapıyorlardı ve izin alamamışlardı bu yürüyüş için.Zaten izin almayı da beklemiyorlardı.Kararlıydılar ve yapacaklardı.
-Polis çok sert davranacakmış.
Sesin nereden geldiğini anlamadı ama birlikte yürüdüğü arkadaşlarından birisi olduğu kesindi.artık geriye dönüş yoktu.Çekim yapan insanlar gördü tarihi bir inanın balkonundan.Sinirli bir şekilde gülümsedi.Çekim yapan adam kendisini o kadar kaptırmıştı ki eğildiğinde belindeki silahı görünüyordu.Sanırım gazeteci olamaz diye mırıldandı.Yürüyen grubun ortasındaydı yavaş yavaş konuşma yapacakları yere doğru gidiyorlardı.İçinde bir sıkıntı vardı.Sanki bir şeyler kötü gidecek hissini bir türlü yok edemiyordu.Uzaktan polis kordonu görünmüştü.Karşı karşıya gelmeleri çok sürmedi.Önce uyarıldılar megafonla ,ardından müdahale de gecikmedi.Maya geçişlerine izin verilmediğinde her zaman olduğu gibi dağılacaklarını düşünmüştü.Fakat ona söylenmeyen bir şeyler olduğunu anlaması güç olmadı.Öndeki arkadaşları dağılmak yerine polise direnmeye başlamışlardı.Birden gözlerine inanamadığı bir şey oldu.Yanındaki öğrencinin yüzünde acımasızca patlayan cop çocuğun burnunu kırmış ve bir kaç damla kan gömleğine kadar sıçramıştı.Sonra her şey kontrolden çıktı.Maya sanki bir filmin içine girmiş gibiydi olanlara inanmıyordu.Herkes kaçmaya başlamıştı.Kaçanların paniği o kadar fazlaydı ki kendisini yerde buldu .Eline basmışlardı canı yanıyordu.İlerde kendisi gibi siyah saçlı bir kızın yerde tekme yediğini gördü.Sonra tekmeyi atan kişinin kendisine doğru koştuğunu farketti.Ayağa kalkamıyordu.Hafifçe doğruldu kendisine doğru koşan adama bakarken.Şimdi aralarında bir kaç adım vardı.Maya bunca paniğin ve çığlıkların arasında yerde oturuyordu.Adam tekme atmak için yanına geldiğinde Maya ile göz göze geldi ve birden durdu.Yüzünde büyük bir acı vardı adamın .Eliyle kulağını tuttu.Kulaklarından kan geliyordu.Kendisini çok garip hissediyordu Maya.Ayağa kalktı ve yürümeye başladı.Etrafında yaşananlar rüya gibiydi.Kendisine doğru koşan başka bir polis gördü.Kocaman bir cop vardı elinde.Cop tutan eli havaya kalktığında gözlerini kapattı Maya.Gözlerini açtığında polisin hala öylece durduğunu farketti.Adam elini usulca indirdi ve copu yere düşürdü.Gözlerinde donuk bir ifade vardı.Adam belindeki tabancayı çıkarttığında Maya korkudan donakalmıştı.Sesi kısıldı bağıramadı bile.Fakat o an çok garip bir şey daha oldu gözlerinin önünde.Polis silahı kendi başına doğrultarak tetiği çekti...Polis vuruldu diye büyük bir uğultu koptu etrafında.Ne yapacağını bilemiyordu yürümeye devam etti ve kendisini kameraya çeken adamı gördü o sırada balkonda.Yüzünde büyük bir korku vardı adamın.Ama asıl panik balkonun korkulukları birden kırılıp adam elektrik direğinin üzerine düştüğünde yaşandı.İstiklal caddesindeki büyük kalabalık elektrik direğinin üzerinde etrafa kıvılcımlar saçılarak bir adamın korkunç çığlıklarla yandığına şahit oldular.

-DÖRDÜNCÜ BÖLÜM-

Önce birdiler sonra iki oldular.Hafif titreyen bütünün üzerine daha büyük bir parça düşünce koşup onu tutmak geldi içinden.Yetişemeyeceğini bildiği için sadece izlemekle yetindi.Gitgide irileşmeye başlamıştı pencereye düşen kar taneleri.Önündeki kitabı kapattı ve bir eliyle gözünü kapatmaya çalışarak kar tanelerine tekrar baktı.Daha güzel oldu böyle diye düşünerek gülümsedi.İçindeki çocukça neşeye engel olamıyordu Maya. -Başka kitap yok.Elimdekiler bunlar.Umarım işine yarar.
Kütüphane memurunun sesine döndüğünde elinde bir kaç kitap hafif ,yanağı seyiren ,kazağının boyun kısmından gömlek yakasının birisi çıkmış ve kaşının birisi yukarda onu dikilirken gördü.Astral Seyahat konusunda kitapları nereden bulabilirim diye geçerken sormuştu.Sadece bir soru.Onun ise iki kat yukarıya çıkarak elinde kitaplar gerçekten komik bir görüntüsü vardı.Üstelik vakit kaybetmek istemediği de belliydi.Hemen sen diye hitap etmeye başlamıştı .
-Almayacaksan geri götüreyim.Çok talep var bu kitaplara.
Hiç konuşmadan kitapları kütüphane memurunun elinde aldı ve tekrar önüne döndü.Yılışıklıktan hiç hoşlanmazdı ama işine yarayan bir yılışıklık olmuştu.Onu bozmayacağım diye içinde geçirdi.Hayallerini de elinden almayacağım.Daima kütüphaneye gelen güzel gizemli kız olarak kalmalıyım aklında.O da benim ona umut verdiğimi ballandırarak anlatmalı arkadaşlarına.Çok mu kendime hayranım acaba diye düşünerek tekrar pencereye döndüğünde homurdarak uzaklaşan memurun ayak seslerini duyuyordu.
Saatine baktı.Öğle arası bitmek üzereydi .Kalkmak zorundaydı.Niye bu kadar mutluyum bir türlü anlam veremiyorum diye düşündü.Yüzünde aptalca bir gülüş vardı ve bir türlü yok edemiyordu.Yemek yemediğini hatırladı.Halbuki dışarı çıkarken karnı çok açtı.Şimdiyse hiç bir açlık hissi çekmiyordu.Mantosunu giyerken bir taraftan da hafif bir fısıltıyla devinen masalardaki insanlara baktı.Hepimizin amacı ortak diye düşündü.Hepimiz bir şeyler arıyoruz.Peki bu içimdeki karşı konulmaz neşenin sebebi nedir.Ben bu gün farklı olan ne yaptım?Çantasını unuttuğunu farketti ve tekrar geriye döndü.

-ÜÇÜNCÜ BÖLÜM-

PİLAS: Eğer bu kadar hızlı gidersen .
MAYA: Şşşş ..sus!
PİLAS: Ne oldu
MAYA: Onları uyandıracaksın
PİLAS: Onlar kim,
çıldırtma beni
MAYA: Sus ve beni izle .Mağara zaten çok dar.Beni lafa tutup
durma.Önce sağa sonra düz gidilecek sonra sola..bak kafamı karıştırdın.
PİLAS:Şimdiden pişman oldum buraya geldiğime.Burası çok
basık nefes alamıyorum.Neden geldik buraya?
MAYA: Buldum?
PİLAS: Neyi buldun Maya hadi ama?
MAYA: Mutluluğun sırrını.
PİLAS: Aman tanrım ! Bu gerçek olamaz.
MAYA: Gördün mü sana söylemiştim.
PİLAS gördüğü manzara karşısında şaşkına dönmüştü.Bir an nefes alamadığını hissetti.Dönüp Maya’ya
baktı.İnanılmaz görünüyordu.İkisi de ayağa kalkmıştı ve konuşmaya korkuyorlardı

-İKİNCİ BÖLÜM

PİLAS:Eğer böyle mızmızlanacaksan ben gelmiyorum baştan söyleyeyim.

MAYA:Niye mızıkçılık ediyorsun.Gelmek istemiyorsan baştan söyle.Ben yalnız da giderim.
PİLAS:Mızıkçılık falan etmiyorum hep aynı şey oluyor.Ne zaman ormana gitsek yarı yolda şikayete başlıyorsun.
MAYA:Bu sefer geldiğine değecek diyorum.
PİLAS:Sanki geçen sefer değmemiş miydi.(muzipce güler)
MAYA:Utandırma beni.Sana olan sevgimi alay konusu yapma.Yoksa ..
PİLAS: Yoksa?
MAYA:Yoksa beni bir daha göremezsin.(Koşmaya başlar)
PİLAS: Hey nereye gidiyorsun ? Koşma …bak yakalarsam ne yapacağımı biliyorsun.Dur dedim..Nerde bu bahsettiğin büyük kaya.
MAYA: Beni yakalarsan nerede olduğunu bulursun.
PİLAS: Seni seviyorum.
MAYA: Daha çok bağır seni duyamıyorum.
PİLAS: Seni diyorum..
MAYA: Daha hızlı koş ..ne diyorsun rüzgar var.

Görüntüler birden değiştiğinde Maya karşısındaki şaşkın bakışlı müşteriyi Patronuyla konuşurken gördü.İkisi de ağzı açık ona bakıyorlardı.Bu kadın deli diyen müşterinin dışarıya çıkışını ve patronun ona ne büyük bir nefretle dönerek baktığını film izler gibi seyrediyordu.Bir anlam veremiyordu.Biraz önce o müşterinin içeriye girdiğini hediyelik eşyalara baktığını ve peki bunlar kaça dediğini hatırladı.Sonra …sonrası Evet onlar haklılar ben deliriyorum diye düşündü Maya..Peki bu olanlar? Sanki ayak üstü bambaşka bir yere gitmişti.Her şey o kadar gerçekti ki.Sanki şu an yaşadıkları rüya gibi geliyordu.Neredeydi ve kiminleydi bir anlam veremiyordu.Yaşadığım gerçeklikten uzaklaşıyorum herhalde diye düşündü.Saate baktı .Öğle yemeğine beş dakikası kalmıştı.Giyindi ve dışarıya çıktı.Arkasından gelen -hey nereye cümlesi onu durdurmaya yetmemişti.Karnım açıktı diye düşündü.

MAYA



PATRON:Ne yaptığını sorabilir miyim.Masanın altında.
MAYA: Hiç.
PATRON:Nasıl hiç? Kızım masanın altına girmişsin.Müşteriler dükkanda kimse yok diye şöyle bir bakınıp geri çıkıyorlar.Sen iyi misin?
MAYA: Bir dakika yalnız kalamaz mıyım?
PATRON:Ne?
MAYA:Yok bir şey çıkıyorum şimdi.
PATRON:Sen iyi değilsin kızım.Bak…sinirlenmemeye çalışıyorum ama..Babanın hatırı da bir yere kadar.Yarın akşam babanla bu durumu konuşacağım.
MAYA:Özür dilerim.Daha dikkatli..
PATRON:Özür falan dileme..Bana özür dileme yeter artık.(Çıkar)

Maya kendi kendine mırıldanır.Ne salak bir işte çalışıyorum.Ne salak bir gün.Ne salak insanlarla konuşuyorum ve defolup gitmek istiyorum buralardan.Ağzımdaki acı tat neden? Uyandığımdan beri ağzımdan gitmedi.Sanki kötü bir şey olacakmış gibi bir his var içimde ..Çok düşündükçe yoksa ben mi o şeyin gerçekleşmesini sağlıyorum.Güzel düşünmeliyim.İyi şeyler düşünmeliyim.Neden kötü düşündüğüm her şey gerçekleşiyor da güzel şeyler düşününce gerçekleşmiyor peki? Bir türlü kafamı toplayamıyorum.Eve gidince hemen uykum geliyor ama işte hep bir şeyler yapasım var..ama bir saniye yalnız kalamıyorum.Bir dakika karanlığa ihtiyacım var dedim masanın altına girdim gözlerimi kapadım ..ve sonuç ..o iğrenç kel boncuk gözlü adam hemen yanı başımda bitiverdi.