MELİS: Yağmuru seyretmek ne garip.
Aklından bu cümle geçiyordu Melis'in yağan yağmuru izlerken pencerenin karşısında.
Sırtının üşüdüğünü hissetti biran.Sanki arkasından rüzgar esmiş gibiydi.Ellerine baktı dalgın bir şekilde.Avuçları terlemişti.Kendisini çok garip hissediyordu.Garip bir acı vardı midesinde ve anlam veremiyordu bir türlü.Okul onun için ağrı kesici gibiydi.Derse kendini verdiğinde bitinceye kadar kaygı hissetmiyordu.Bu son tenefüstü ve birazdan son dersine girecekti.Öğretmenlerodasının gürültüsünden rahatsız olmuştu ve kendisini koridora zor atmıştı.Ne güzel yağmur yağıyor diye düşündü tekrar..
TANER: Yağmur'u seviyorum.
MELİS: Efendim?
Melis arkasını döndüğünde Taner'in orada sessizce kendisini izlediği fark etti.Kimbilir ne kadar zamandır oradaydı.İyice ürperdiğini hissetti.
TANER: Düğünde ne kadar çabuk ortadan kayboldun.
MELİS:Yine mi siz? Bakın beni korkutuyorsunuz eğer bu şekilde beni rahatsız etmeye devam ederseniz
TANER:Kesinlikle sizi rahatsız etmeyeceğim.Sadece bir şeyden emin olmak için buradayım.
Melis tekrar pencereye doğru döndü.Canı hiç konuşmak çekmiyordu.Yağan yağmurun penceredeki
damlalarına gözü takıldı.Sanki son sürat giden bir arabanın ön camı gibiydi.Birden kendini elektrik çarpmış gibi hissetti.Bir şey hatırlamıştı..Emin olamıyordu ama..
TANER: Yağmur .
Bu sesi duymak Melis'in sanki başını döndürmüştü.Arkasını dönemiyordu bir türlü.Birden gözlerinin önünden yüzlerce kare geçmeye başladı.Bozcaada'da bir odaydı.Yere çömelmiş bir
fotoğrafa bakıyordu.Sonra kendisini bir meyve bahçesinde ağaçların altında yatar vaziyette buldu.
Tekrar görüntü değişti bu sefer limandaydı ve sırtına bir el dokundu.
TANER: Yağmur!
MELİS: Akın !
Ağlamamak için kendisini zor tutuyordu ama göz yaşlarının onu dinlemeye pek niyeti yok gibiydi.
Tekrar pencereye döndüğünde yağan yağmur damlaları hızla giden bir arabanın ön camına dönüşmüştü.
AKIN: Bir an önce şu dağdan aşağıya insek.Yağmur korkunç yağıyor.Ne akla hizmet çıktıysak bu
korkunç havada .
YAĞMUR: Hani sen yağmuru çok severdin.Yalancısın biliyor musun.
AKIN:Severim ama yol çok kaygan ve virajlar çok keskin..sen neden öyle muzip muzip bakıyorsun.
YAĞMUR: Hiç.
AKIN: Hiç ne demek?
YAĞMUR: Hiç..hiç demek işte.
AKIN: Sen var ya..Söyle bakayım aklından ne geçti yine?
YAĞMUR:Söylersem değiştirirsin.
AKIN: Neyi ? Ne yaptım yine?
YAĞMUR: Böyle konuşurken çok komik bir mimik yapıyorsun.Vallahi söylemem .
AKIN:Hele bir söyleme de seni ne yapıyorum.
YAĞMUR: (Çığlık atar) Akın kamyon dikkat et !...
Firen sesi Yağmur'un çığlığına karışmıştı.Virajdan aşağıya uçarken sanki her şey rüya gibiydi.
Otomobil büyük bir gürültüyla ağaça çarptığında da hiç acı hissetmemişti.sadece dönüp Akın'a
baktı bir şey söylemişti kendisine ama ne demek istediğini anlamamıştı.Saatler sonra kendisne
gelip kaza yapan araçtan çıktığında hiç bir şey hatırlamıyordu.Yola kadar yürümesi gerekiyordu.
Nihayet yol kenarında geçen bir kamyon görmüştü.
AKIN:Seni öyle zor buldum ki.
YAĞMUR:Efendim?
Tekrar bu güne dönmüştü Yağmur.Ağlamasına engel olamıyordu.Sanki büyük bir rüyadan uyanmış gibiydi.
AKIN:Tesadüfen bir arkadaşımın düğününde gördüğümde heyecandan az daha kalp krizi geçiriyordum.Bana
öyle soğuk davrandığında ne yapacağımı bilemedim.Sonra birden ortalıktan kayboldun.
YAĞMUR:Peki Arzu?
AKIN:Arzu diye birisi yok.Bu okulda öğretmen de değilsin.Her sabah saat 9 da bu okula gelip koridorda
dışarısını seyrediyormuşsun.
YAĞMUR:Arzu var.
AKIN: Kim peki? ve sen nerede kaldın bu süre boyunca?
YAĞMUR:Bilmiyorum.Hatırlamıyorum.
AKIN:Seni çok özledim.
YAĞMUR:Beni buldun.
AKIN:Seni buldum.Nereye gidersen git seni bulurum.
YAĞMUR:Bana sarılır mısın?
AKIN:Hiç söylemeyeceksin sandım.Gel buraya...Şey bir de bunca zaman boyunca aklımdan çıkmayan bir şey var.
YAĞMUR: Nedir canım?
AKIN:Neymiş o benim yüzümdeki komik olan mimik?
YAĞMUR:Güldürüp durma beni.Ağlarken gülen garip bir yaratık oldum.
AKIN:Söylemeyeceksin yani.
YAĞMUR: Hayır söylemeyeceğim...Bana masal anlatır mısın yine.
AKIN:Anlatırım canım.
-SON
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder