Salı, Ekim 20

SİZ HİÇ?

Anlamsız bir koşuşturmacayla geçen günler serisine bir yenisini daha eklediğimizde elimize ne geçiyor?kaç kişinin takdirini alıyoruz veya takdir görmek için mi yaşıyorus?Yaşam bi puzzlesa niye itinayla o puzzle tamamlamaya çalışıyoruz...niye her parçasını itinayla yerine yerleştirmeye çalışıyoruz...Peki bu oyunun kurallarına uygun mu?anlatmak istediğim burda sonuç mu önemli süreç mi?parçaları karman çorman yapmak puzzelı bozup tekrar yapmak veya onu beğenmedığımızde başka bırine geçme korkusu neden?Bişilere bağlandığımız zaman hayatımızı garantıye mı alıyoruz?peki biz nerdeyiz?Gerçekten ne kadar kendimiz için varız?Bizi itinayla gördükleri kişi olmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?ne zaman?sizin hiç nefesinizin kesildiğinizi hissettiğiniz olmadı mı?içinizdeki bu fırtınanın nedenini bile bilmeden...siz hiç?

3 yorum:

  1. tüm bu gereklilikleri
    tüm bu sıradan hayat telaşlarını bırakıp kaçmalı insan bazen

    hiç bir yere gidemiyorsa bile kaçmalı yine de, sadece kendine

    YanıtlaSil
  2. :)en başta kaçtığımıs yer dııl mı zaten kendimiz?en çok bıldığımıs yer aslında..

    YanıtlaSil
  3. belki de bilmediğimiz kendimizdir.bütün bunların sebebi birazda kendini bulma inadından olsa gerek.oysa insan olduğu gibi kabullenmeli kendisini başkasının ona yakıştırdığı sıfatları kendisinde bir yerlere gizlenmiş olarak algılayıp aramak hayatı daha da zor kılmaktan başka neye yarar ki?hayat o kadar da karmaşık bir olay değil yeter ki siz öyle olduğunu düşünmeden yaşayın.hayatın bir şifresi yok!nasıl yaşayacağını seçersin,yaşarsın ve ölürsün..

    YanıtlaSil